Son güncelleme:

(22 Aralık 2016 da yazmıştım. Ufak bir kaç güncelleme gerçekleştirerek buraya koydum.)

Brubaker filmini seyrettiniz mi? Hapishaneye mahkum gibi gelip, hapishanedeki aksilikleri gözlemleyen ve daha sonra bunları düzeltmeye çalışan bir cezaevi müdürünün hikayesini anlatır. Hem içeride hem dışarıdaki lobiler ile baş etmeye çalışırken değişimi yapmak kolay olmaz.

Bu filmi seyrederken, aklıma dijital dönüşüm veya UX kavramları geldi. Bu kavramlar açısından baktığınızda Brubaker’dan çıkarılabilecek 14 adım var:

1 – Düzeltilmesi gereken akışlar ve departmanlar için gereken gözlemi gizli yapın.

Bunun için görevlendirdiğiniz kimselerin bilgisini kimse ile paylaşmayın. Çünkü bu bilginin duyulması, gereksiz muhalefet, abartılı çalışma ve kendini sevdirmeye çalışma gibi duygusal tepkimelere yol açabilir.

2- Her alanı gözlemleyin.

İşe alımlardan kendisine ait masaya oturana kadar, öğle yemeğinden servise binilmeye kadar tüm alanlarda gözlemcinizden akışa dair bir mevcut deneyim raporu isteyin.

3- İçerideki akış ve kişiler arasındaki bağlantıyı tespit edin.

Belirlenecek stratejide akışların işlemesine veya durmasına insanlar sebep olur.  İnsandan bağımsız bir iyileştirme çabası düşünülemez.

4- Gözlem tamamlanana kadar hiç bir şekilde devreye girmeyin

Yetkisi ve otoritesi olan ‘iyileştiriciler’de bazen ortaya çıkan sabırsızlık ve “aa yetkim var ben bunu sürekli kullanayım” için fırsat kollama durumu, sağlıklı bir mevcut durum raporunun tamamlanmasına engel teşkil eder. Eksik raporun da dönüşüme faydası eksik olur.

5- Araştırmaya kendisini tam olarak verecek bir kişi / grup ile çalışın.

Tüm süreçleri gerçekten bir çalışan gibi deneyimleyecek bir kişiyi görevlendirmeniz, sorunun akışlarda mı kişilerde mi olmasını doğru tespitini sağlar. Kişilere hata bulmak kolaydır, ünlü bir deyişi hatırlatalım : “Herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak yaşar.”

6- Değişimin nasıl olacağını, söyleyerek değil, yaparak gösterin.

7- Yaptığınızın karşısında bir çok kişiyi bulacaksınız, onlara zaman tanıyın. Herkesin sizin durduğunuz noktadan bakmasını bekleyemezsiniz.

8- Bir göreve hangi amaçla getirildiyseniz, onu yerine getirin.

Güç dengeleri sizden görevinizi yapmanızı engelleyecek taleplerde bulunabilir. Kendi başlatmaya çalıştığınız değişimin arkasında siz durmazsanız kimse durmaz. Görev tanımızın içinde ‘Üstlere yalakalık’, ‘herkesi mutlu etmek’, ‘koltuğunu korumak’ gibi maddeler yoksa, bu üç tehlikeli davranıştan mümkün olduğunca kaçının.

9 – Kişilerin üzerine değil, olayların üzerine gidin.

10 – Görev bilinciniz insanlığınızın önüne geçmesin.

Disiplinli olabilir, otoriter olabilirsiniz ama özünde çözümün insanlarla varolacağını unutmayın,

11 – Değişimi sadece kendiniz ve üstleriniz için değil, tüm herkesin iyiliği için yapın ki, çevrenizdekiler de size yardım etsin.

12 – Sistemin kurdu olanlar yerine, acemi de olsa düzgün insanlara şans tanıyın

İşinde tecrübeli olsa da sistemi kendi menfaati için kullanan çalışanlar sizi farkında olmadan yavaşlatacaktır.

13 – İnsanların kendilerini korkusuzca ifade edebilecekleri bir ifade ortamı oluşturun.

İnsanlar öyle veya böyle konuşacaktır. Ya sizin yüzünüze, ya sizin arkanızdan. Yüzünüze olması daha iyi olur. Bunun için de korkmadan konuşacakları ortamı oluşturun.

14- Süreçleri ve gidişatı ve görevlerin tamamlanıp tamamlanmadığını takip edin.

Ve “one more thing”

14 + 1 Kararlı olun. 🙂

Daha başka adımlar da çıkaran varsa, yorumlarda okumak isterim.


Adnan Uludag