Hofstede Kültürel Boyut Teoremi ve Türkiye

Okuma Süresi (Yaklaşık): 5 dakika

“Hofstede Kültürel Boyut Teoremi”ni duymuş muydunuz?

Bu teorem, Bir toplumun kültürünün, o toplum üyelerinin değerleri üzerindeki etkilerini , bu değerlerin davranışlara olan ilişkisini tanımlar.

Hofstede, bu modeli 1967-1973 yılları arasında  IBM çalışanlarına yapılmış olan dünya çapında  bir anket sonuçlarını değerlendirmek için geliştirdi.  Orijinal teoride, kültürel değerlerin analiz edilebileceği dört boyut vardı: bireycilik-birliktecilik; belirsizlikten kaçınma; güç mesafesi (sosyal hiyerarşinin gücü) ve erkeklik-dişilik (kişi-eğilimi vs görev eğilimi). Daha sonra 5. boyuru ekledi: Uzun süreli eğilim. 2010 yılında da, müsamaha – kendi kendini kısıtlama maddesini ekledi.

Hofstede kulturel Boyut Teoremi

Hofstede Kültürel Boyut Teoremi: Boyutlar

 

Güç Mesafesi Endeksi (PDI)

Bu boyut, toplumlardaki tüm bireylerin eşit olmadığı gerçeğinden yola çıkar. İlgili toplumun, eşitsizliklere karşı yaklaşımını ifade eder. Güç Mesafesi, bir ülkenin içindeki daha az güçlü kurum ve kuruluş üyelerinin, gücün eşitsiz olarak dağıldığını ne ölçüde beklediğini ve kabul ettiğini tanımlar.

Eğer Güç Mesafesi Endeksi büyükse, toplum üyeleri hiyerarşik bir yapılanmayı kabul eder. Düşük power mesafesi olan topluluklarda bireylerde güç dağılımını eşitlemeye çalışır ve güç eşitliksizleri için dengeleme talep eder.

Hofstede Teoremi’ne göre Türkiye bu boyutta (66 puan) yüksektir, bu da aşağıdaki Türk stilini karakterize etmektedir: Bağımlı, hiyerarşik, üstler çoğu zaman erişilemez. İdeal patron, bir baba figürüdür. Güç merkezileştirilir ve yöneticiler patronlarına ve kurallara güvenirler. Çalışanlar kendilerine ne yapılması gerektiğinin söylenmesini bekler. Kontrol beklenir ve yöneticilere yönelik tutum resmidirr. İletişim dolaylı ve bilgi akışı seçicidir. Aynı yapı, aile biriminde de görülebilir; burada baba, diğerlerinin itaat ettiği bir aile reisidir.

Bireycilik vs Toplumculuk (IDV)

Bu boyutta ele alınan temel konu, bir toplumun üyeleri arasında sürdürdüğü karşılıklı bağımlılık derecesidir. İnsanların kendi imajlarının “ben” veya “Biz” olarak tanımlanıp tanımlanmadığı ile ilgilidir. Bireyci toplumlarda insanların kendilerine ve doğrudan ailelerine bakmaları gerekiyor. Kolektivist toplumlarda insanlar sadakat karşılığında kendilerine özen gösteren ‘gruplara’ aittiler.

Bu boyut, bireylerin sadece kendi ve çekirdek aile üyelerine bakma tercihini değerlendirir.

Eğer toplumsal çerçeve ile sıkı olmayan bir tercihten bahsediyorsak, bireyler sadece kendi ve çekirdek aile üyelerine bakma eğilimindedir.

Karşıtı olan toplumculukta ise, toplululuk ile birey arasında sıkı bir bağlanma söz konusudur. Grup içindeki diğer üyeler veya akrabalar bireye bakar, ama bunun karşılığında da koşulsuz sadakat isterler.

Üyenin özimgesini “biz” mi “ben” mi diye tanımladığına bakar.

Türkiye, 37 puanla “toplumcu” bir topluluktur. Bu, “Biz” in önemli olduğu, sadakat karşılığında birbirleriyle ilgilenen iç-gruplara (aileler, klanlar veya organizasyonlar) )insanların ait olduğu anlamına gelir. İletişim dolaylıdır ve grubun uyumu sürdürülmelidir, açık çatışmalardan kaçınılır. İlişkinin ahlaki bir temeli vardır ve bu, her zaman bir görevi yerine getirmede önceliğe sahiptir. Bu tür toplulukarda, Güven ilişkisi kurmak, zaman alır. Adam kayırma sıkça görülebilir. Geri bildirim her zaman -iş ortamında dağ dolaylıdır.

Maskulinite vs Feminite (MAS) (Sertlik vs şefkat)

Bu boyutun maskulenite tarafında kahramanlık, başarı için maddi ödüllendirme, girişkenlik tercihini vurgular. Topluluk genelde daha rekabetçidir. Feminite ise birlikte çalışma, alçak gönüllülük, zayıfla ilgilenme ve hayat kalitesi tercihini temsil eder. Topluluk genelde uylaşımcıdır.

Bu boyuttaki yüksek bir puan (Eril), toplumun rekabet, edinim ve başarı tarafından yönlendirildiğini, başarı anlayışının ,okulda başlayan ve iş yaşamı boyunca devam eden alanında en iyi / kazanan üzerinden değerlendirilen bir değer sistemi olduğunu gösterir.

Düşük bir puan (Dişil), toplumdaki baskın değerlerin diğerleri ile ilgilenmek ve yaşam kalitesine önem vermesi anlamına gelir.Bu toplum türünde, yaşam kalitesi başarıya işaret eder ve kalabalıktan sıyrılmak pek istenmez Burada temek mevzu, insanları neyin motive ettiğidir. En iyi olmak mı (Maskulenite)? İstediğini yapmak mı(feminite)?

Türkiye 45 puanla ölçeğin feminite kısmındadır. Bu, başkalarıyla beraber aynı seviyede olmak, mazluma sempati duymak gibi bir kültürün daha hassas yönlerinin değer kazandığı ve teşvik edildiği anlamına gelir. Özel hayatta ve iş yaşamında çatışmalardan kaçınılır ve sonunda mutabakata varmak önemlidir. Keyif zamanı Türkler için önemlidir. Tüm ailenin, klanın ve arkadaşların hayattan zevk almak için bir araya geldiği zamandır. Statü gözetilir , ancak bu yüksek PDI’dan (güç fark endeksi) gelir.

Belirsizlikten Kaçınma Endeksi (UAI)

Bu endeks, bir topluluğun belirsizlik ve anlaşmazlık durumlarında topluluğun rahatsız hissetme derecesini belirtir. Buradaki esas mevzu, topluluğun geleceğin hiç bir şekildeb bilinemeyceği gerçeğiyle nasıl başa çıktığıdır. Geleceği kontrol etmeye çalışalım mı, yoksa bırakalım mı? Bu

Muğlaklık, endişeyi beraberinde getirir ve farklı kültürler bu kaygıyı farklı şekillerde ele almayı öğrenmiştir. Bir kültür mensuplarının belirsiz veya bilinmeyen durumlar tarafından tehdit edildiğini hissettikleri ve bunlardan sakınmaya çalışan inanç ve kurumlar oluşturdukları belirsizlik, Belirsizlikten Kaçınma Önlemleri puanına yansıtılır.

Yüksek endeks puanına sahip ülkeler, inanç ve davranışlar için katı kodlar içerir, ve alışılmışın dışındaki fikir ile davranışlara karşı toleranssızdır. Düşük endeksli ülkeler ise daha rahat bir tavır sergileyerek, prensiplerden daha ziyade eylemlere önem verir.

Türkiye bu boyutta 85 puanla, yasalara ve kurallara büyük ihtiyaç duyulduğunu gösterir. Kaygıyı en aza indirmek için, insanlar birçok ritüelden yararlanırlar. Bir çok durumda “Allah” denmesi yabancılar tarafından dine atıf olarak algılanabilir, ancak çoğu zaman endişeyi azaltmak için için kullanılan geleneksel toplumsal kalıplardır. [ Çevirenin notu: Bkz ateistin bile Allah korusun. demesi 🙂 ]

Uzun dönemli uyum sağlama vs. Kısa Dönemli Normalizasyon (LTO)

Her topluluk şimdi ve gelecekteki zorluklarla uğraşıda, geçmişiyle bazı bağlar kurar. Her topluluk bu iki varoluşsal amacı farklı ele alır.

Bu endekste düşük puan alan topluluklar, geçmişi ödüllendirir ve değişikliklere kuşkulu yaklaşır.

Yüksek puan alanlar ise çabayı takdir eder ve geleceğe hazırlanmak için modern eğitimde çabalar.

Türkiye 46 ara puanla ölçeğin ortasındadır, bu nedenle baskın bir kültürel önleme çıkarılamaz.

Müsamaha vs Kısıtlama (IND)

Müsamaha, bir topluluğun, eğence ve hayattan zevk almaya yönelik temel ve doğal insan güdülerinin rahatça karşılanmasına ilişkin yaklaşımını temsil eder. Kısıtlama ise, ihtiyaçların karşılanmasının katı sosyal norm değerleri tarafından düzenlenmesini temsil eder.

İnsanlığın yüzleştiği zorluklardan birisi, (şimdi ve geçmişte), küçük cocukların sosyalleşme derecesidir. Sosyalleşme olmadan “insan” olamayız. Bu endeks, insanların hangi noktaya kadar istek ve dürtülerini yetişme şekline bağlı olarak kontrol etmeye çalıştıkları üzerinedir. Kabaca düşük kontrol, müsamaha ve bağıl yüksek kontrol ise kısıtlama olarak adlandırılır.

49 puanlık bir ara puanla, Türkiye için bu boyuta tekabül eden bir özellik belirlenememektedir.

 


Ülke aracına buradan ulaşabilirsiniz. (ingilizce)

Paylaşalım mı?